YAŞAM BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

3 Nisan 2011

Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin,   neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.
Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.

Hayatı sorgulamayı öğret ona… Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.


Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… “İstemiyorum”, “hayır” demeyi öğret ona, istediğinde ise “istiyorum” demeyi, Sevdiğinde ise “seni seviyorum” diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…

Sorgusuz sevmeyi…  El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı… Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…   Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini… Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini… Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

 

İlk yapay canlı yaşamda

8 Haziran 2010

Dr. Frankenstein olarak tanınan Craig Venter YAPTI: İlk yapay canlı hayatta

İnsanın genetik haritasını çıkaran ilk bilimadamı olan Amerikalı Craig Venter, insan yapısı DNA’yı kullanarak yaşayan bir hücre yaratmayı başardı
ABD’li bilimadamları, insan yapısı DNA’yı kullanarak yaşayan bir hücre yarattı. Dr. Frankenstein olarak tanınan Craig Venter, DNA’sını oluşturdukları bakteriyi hücreye naklederek dünyanın ilk sentetik yaşam formunu üretti. Bilim dünyasında çığır açabilecek bu gelişme sayesinde, bilim insanları evrim geçirerek değil, insan eliyle yapılan organizmalar üretebilir. Araştırmacılar tarafından ‘biyolojideki en belirleyici an’ olarak tanımlanan atılım, 20 bilim insanının katıldığı ve 40 milyon dolara mal olan 10 yıllık bir çalışma sonucunda elde edildi. Ancak Venter, laboratuvarda bir yaşam ürettiği için Tanrı rolünü oynamakla eleştiriliyor. Uzmanlar, yapay organizmaların doğaya karışarak çevresel felaketlere yol açabileceklerini, biyolojik silah olarak kullanılabileceklerini belirtti. ‘Synthia’ adı verilen sentetik hücreyi ‘yoktan’ var eden Venter, insan yapısı yapay bir canlı yaratmanın mümkün olup olmadığı sorusuna cevap arıyor. Venter’in ismini taşıyan J. Craig Venter Enstitüsü bilimadamlarının, yarattıkları hücre dünyada yaratılmış ilk sentetik hücre. Bilimadamları, buluşun yeni yakıt çeşitleri üretilmesi, kirlenmiş suyu arıtmanın daha iyi yollarının bulunması, daha hızlı aşı üretimi ve diğer buluşlara yol açmak yolunda ümit vadettiğine dikkati çekiyor.

NASIL YAPTILAR

Maryland Enstitüsü’nde çalışan ekip, canlı bir bakteri hücresine yapay DNA’yı nakletti. Yapay DNA ile yaşayan hücrenin genetik kodu laboratuvarda nasıl belirlendiyse, hücrenin o şekilde davrandığı görüldü. Bu hücrelerin, bölünerek çoğalmasıyla da, her biri yapay DNA’ya sahip milyarlarca bakteri ürediği görüldü.

http://www.nethaber.com/Yasam/146394/Dr-Frankenstein-olarak-taninan-Craig

Yavuklanma

1 Kasım 2009

yavuklanma a.Yavuklanmak eylemi.

yavuklanmak (nsz, -e) hlk. Biriyle nişanlanmak: Dayısının oğluna yavuklanmış.

yavuklu a. ve öna. DS 1. Sözlü, nişanlı: “Köylerine dönmekte olan iki er yavukluları için birer maşa aldılar.” -H. Balıkçısı.2. Sevgili. (Türkçe Sözlük, DilDerneği)

yavuklanma



Çocuk Şarkıları

9 Ekim 2009

Mini Mini Bir Kuş

http://video75.com/ZsCBxCMgVmH/mini-mini-bir-kus-donmustu/

Ali Babanın Bir Çiftliği Var

http://videoizle.video75.com/79XwTSm8fL0/ali-babanin-bir-ciftligi/

Mini Mini Bir Kuş

http://videoizle.video75.com/lTt9UQsfu0D/cocuk-sarkilari-mini-mini/

İki inatçı keçi

Atatürk Ölmedi

Atatürk Ölmedi
Yüreğimde yaşıyor
Uygarlık savaşında
Bayrağı o taşıyor
Her gücü o aşıyor

Türklüğe güç veren devrimler senin
Yurduma çizdiğin aydın yol senin
Gençlik senin, sen gençliğinsin
Ölmedin ölemezsin(2)
http://videoizle.video75.com/FbYsXacFPUL/ataturk-olmedi/

KÖPEK UÇMAK İSTEMİŞ

Köpek uçmak istemiş
Birgün kargaya gitmiş
Karga ona anlatmaış
Bizimkide inanmış
Tırmanmış koşa koşa
Balkonun kenarına
Açmış bacakları
Dikmiş kulaklarını
Havlayıp birkaç kere(hav hav hav)
Atmış kendini yere
Köpek düşmüş vah vah vah
Karga gülmüş hah hah hah

Sayışmalar,tekerlemeler

Dünden bugüne çocukluğumuzun sayışmaları, tekerlemeleri

Oooo!.. Portakalı soydum Başucuma koydum Ben bir yalan uydurdum Duma duma dum Kırmızı mum Dolapta pekmez Yala yala bitmez Ayşecik cik cik cik Fatmacık cık cık cık Sen bu oyundan çık

Oooo!.. İğne miğne ucu düğme Filfilince kuşdilince Horoz öttü, tavuk tepti Bülbül kızı selam etti Selamına dua etti Al çık, bal çık Sana dedim, sen çık…

Oooo!.. Portakalı soydum Başucuma koydum Ben bir yalan uydurdum Duma duma dum Kırmızı mum Dolapta pekmez Yala yala bitmez Ayşecik cik cik cik Fatmacık cık cık cık Sen bu oyundan çık

Oooo!.. İğne miğne ucu düğme Filfilince kuşdilince Horoz öttü, tavuk tepti Bülbül kızı selam etti Selamına dua etti Al çık, bal çık Sana dedim, sen çık…

Oooo!.. İğne battı, canımı yaktı Tombul kuş Arabaya koş Arabanın tekeri İstanbul’un şekeri Hap hup, altın top Bundan başka oyun yok.

Oooo!.. Çift sıra olalım Eşimizi bulalım Topu atıp havaya Ebemizi vuralım…

Oooo!.. Seçene meçene Bakma gelip geçene Oyun için en iyi Ebeyi biz seçene… Elim elim epelek Elden çıkan topalak Topalağın yarısı Yedi koyun derisi II il ılgıdı Ilgıdıdan kalgıdı Şu oturan kuş mudur Kanadı gümüş müdür Çek şunu, çıkar şunu Kazanalım oyunu

Oooo!.. Bir elmayı pulladım İsparta’ya yolladım İsparta’nın gülleri Ne güzeldir elleri Al-çık, bul-çık Gel sen çık

Oooo!.. Bağa girdimÜzüm kestim Bağ bizim Bahçe bizim Bu oyunda ebe kim? Çimdik çimdik makarna Doldursana tabağa Tabağımdan yiyenler Hemen geçsin ortaya Dama çıktım Çalı kestim Bir alaca yılan gördüm Yılan bizim nemiz olur? Sokaklar da temiz olur Al çık bal çık Sana dedim sen çık.

Oooo!.. Piti piti Karemela sepeti Terazi lastik Cimnastik…
Leylek leylek havada Yumurtası tavada Söyle gelsin ot yesin Ot yemezse et yesin E-be-mi-zi tez seçsin…

Oooo!.. Üç deve gördüm Birisine bindim Ablama gittim Ablam pilav pişirmiş İçine sıçan düşürmüş Vallahi yemem Billahi yemem O dolaptan ne çıkar Sırma saçlı yar çıkar Sırma saçı öreyim Ali Bey’e vereyim Ali Bey hasta Çorbası tasta Püsküllü mavi İnadına kavi… Teke teke tekerim Hani benim şekerim Akşam babam gelecek Bana para verecek Sona kaldın Sen çık…

Oooo!.. Eveleme geveleme Devekuşu kovalama Çengi çember Miski amber Tazi tuzi Ortaya çıksın Peri kızı Bir, iki, üç, dört Hanım kız eteğini ört Beş, altı, yedi, sekiz Çalışkanız hepimiz Dokuz, on Güvercinim ortaya kon. Bingo bingi Nerde yedin Ispanaklı böreği Annen seni tutarsa Kulağını burarsa Bulacağız ebeyi

Oooo!.. Ayşe Hanım’in keçileri Kişne kişne kişniyor Arpa saman istiyor Arpa saman yok Kilimcide çok Kilimci kilim dokur İçinde bülbül şakır O bülbül benim olsa İki kardeşim olsa Biri ay biri yıldız Biri oğlan biri kız Allı ballı kiraz Bana gel biraz Kiraz vakti geçti Eşim seni seçti Oyunun başı Şu çeşmeden su taşı Çeşmenin dibi delik Bana geldi ebelik Allı ballı kiraz Bana gelsin biraz Kiraz vakti geçti Eşim seni seçti…

Oooo!.. Ahmedi medi Kuyruklu kedi Bir sıçan tuttu Yalamadan yuttu.

Oooo!.. Kim oturdu İt oturdu Yongalandı Yola düştü Senin eşin Bana düştü

Oooo!.. Gel beri, git beri Çok yeme peyniri Peynir seni güldürür Şeytana döndürür Şeytanın adamları İzmir’in oğlanları Ik mık Sen ortadan çık…

Oooo!.. Ayşe Hanım’ın keçileri Kişne kişne kişniyor Arpa saman istiyor Arpa saman yok Kilimcide çok Kilimci kilim dokur İçinde bülbül şakır O bülbül benim olsa İki kardeşim olsa Biri ay biri yıldız Biri oğlan biri kız Oğlan çeşme başında Kızı bekler taşında Çeşmenin dibi delik Bana geldi ebelik…
Ebe ebe nerede Su doldurur derede Dere boyu çalılık Şu ebe ne de alık
Ebe suya dalamaz Arasa da bulamaz Ene mene dostum Ben sana küstüm Armudu kestim Tavana da astım Tap dedi düştü Kargalar uçtu Saymacanm sonunda Elim sana düştü…

Oooo!.. İncilerim döküldü İliklerim söküldü Küçük hanım geldi Kulağımı deldi İkircik mıkırcık Kız saçların kıvırcık Sana dedim, sen çık.

Oooo!.. Aptal karga nerede Buldum onu derede Karga karga gak dedi Çık şu dala bak dedi Çıktım baktım o dala Bu karga ne budala…

Vindo vindo vinci Kim olacak birinci Kim olursa olsun Ebemizi o bulsun…

O… İğne iplik, Derme diplik Çelik çubuk Sen çık.

O… Ene mene, Engişdene, Çörekotu, Lale kökü Al çık, Bal çık, Aradan önce Sen çık

O… Eveleme develeme Devekuşu kovalama Çengi çember Miski amber Ne zaman geldin? Yazın geldim, Yazılalım, çizilelim Encik, boncuk Sen aradan çık.

Yuvarladım yumak oldum, Ben yumağı dadıma verdim. Dadım bana darı verdi Ben darıyı kuşa verdim Kuş bana kanat verdi Ben kanadı göğe verdim Gök bana yağmur verdi Ben yağmuru yere verdim Yer bana çimen verdi Ben çimeni koyuna verdim Koyun bana kuzu verdi Ben kuzuyu beye verdim Bey bana para verdi Aldım verdim, verdim aldım Ben oyunu ebesiz bitirdim.

Ooooo… İn ne minne Ucu dinne Bal ballı hoca Baldan hoca Şamdan şamadan Kuş dili da ma dan.
Elim elim epenek Evden çıktım kepenek Kepeneğin yarısı Hüseyin’in karısı İndim Halep yoluna Halep yolunda ayı gezer Ayı beni korkuttu Kulağını sarkıttı Hap hup Al tın top Gel elimi öp.
Daldan dala atladım

Sarı çiçek topladım. Çiçeklerim döküldü, Dere aldı götürdü. Dere boyu çalılık, Derede olur balık. Oltamı attım, Balığı tuttum. Balık suya dalamaz, Ebe beni bulamaz.

Üşüdüm üşüdüm Daldan elma düşürdüm Elmamı yediler Bana cüce dediler Cücelikten çıktım Ablama gittim Ablam pilav pişirmiş İçine fare düşürmüş Fareyi ne yapmalı Minareden atmalı Minarede bir kuş var Kanadında gümüş var Eniştemin cebinde Türlü türlü yemiş var

Yüzük yüzük nerdesin? Acep hangi eldesin Eğer bulamaz isen Ebesin ebesin.

Ebe ebe gel bize Uzaktan vur elimize Eğer vuramaz isen Ebesin ebesin.

Hanım kız gitti Nereye gitti İstanbul’a gitti İstanbul’da ne yapacak Terlik pabuç alacak Düğünlerde şıngır mıngır Mıngır şıngır giyecek.

İğne düştü Kuleli geliyor arkamdan Gelme kuleli arkamdan Ablam bakıyor balkondan Tıka tıka tık Çıka çıka çık.

El el epelek Sırtındadır kepenek Kepeneğin yavrusu Bit bitenin karısı İniştendir, yokuştan On parmağı gümüşten Horoz senin e-niş-ten

Çık çıkalım çardağa
Yem verelim ördeğe
Ördek yemi yemeden
Cıyak mıyak demeden
Ak kıdım, mık kıdım
Çık-tım, çı-kar-dım
Ayı beni korkuttu
Kulağını sarkıttı
Elma verdim yemedi
Sakız verdim çiğnedi
Hap hup kırmızı top
Camdan baktı iki göz
Biri sarı biri boz
Bindim bozun boynuna
İndim Halep yoluna
Halep yolu cin pazar
İçinde ayı gezer
Ayı beni korkuttu
Kulağını sarkıttı
Al bunu, apart bunu
Çek bunu, çıkart bunu
Oooo!…
Dingil dağ, dingil dağ
Çıktım tren yoluna
Üç gemi geliyor
Biri A biri B
Ortancası İsmet Paşa
Kalk gidelim Beşiktaş’a
Beşiktaş’ta top patladı
Altın saçlı kız vuruldu
Kaptanım hasta
Çorbası tasta

http://www.gnoxis.com/showthread.php/36479-Say%C4%B1%C5%9Fmalar-tekerlemeler?p=460256

SU KESİNTİ ÖNLEMLERİ

30 Eylül 2009

Memleket-Mevzuat Dergisi-Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği

(YAYED) Cilt:3 Sayı:25 Temmuz 2007 sayfa:56-58.

SU KESİNTİSİ DURUMUNDA ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Doç.Dr. Ömer Faruk TEKBAŞ,

Doç.Dr. Recai OĞUR

GATA Halk Sağlığı AD. Öğr.Üyesi

Topluma temiz ve güvenli su sağlanmasında süreklilik, toplum sağlığını korumada

temel prensiptir. Bu konuda mümkün olan tüm alternatifler değerlendirilmelidir. Çünkü insan

ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen etmenler arasında belki de en önemlisi içme ve kullanma

sularının sağlıklı temiz ve yeteri miktarda topluma ulaştırılmasıdır. Bu görev tek başına bir meslek

grubunun ya da bir kurumun sorumluluğuna da bırakılmamalıdır.

Bu çabalarda yerel yönetimlerin, kamu kuruluşlarının olduğu kadar sağlık personelinin de görevi

vardır. Her sağlık personeli su kirliliğinin olası nedenlerini ve sağlık etkilerini bilmeli, verilecek sağlık hizmetlerinde bu etkileri göz önünde bulundurmalıdır. Bunun yanında kamu görevi yapan yerel veya merkezi yönetimin ilgili organları, sağlık personelinin danışmanlığından yararlanarak, sağlık eğitim faaliyetlerine destek olarak, işbirliği içinde sağlıklı, temiz ve yeteri miktarda içme ve kullanma

suyunun topluma ulaştırılması çabalarına katılmalıdır.

Suyun azlığı veya yokluğu; kişisel hijyeni olumsuz yönde etkileyerek kentsel alanlarda

özellikle de okul, kışla, hastane gibi toplu yaşanılan yerlerde bulaşıcı hastalıkların

görülmesine ve salgınların çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle su kesintilerinden mümkün

olduğunca kaçınılmalıdır. Alınan bütün tedbirlere rağmen su kesintisi kaçınılmaz ise; özellikle şehirlerde ve toplu yaşanılan yerlerde daha dikkatli olmalıdır. Su kesintisi uygulanmak zorunda kalındığında alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gereken hususlar mutlaka bilinmeli ve topluma bildirilmelidir.

Yerel Yönetimler, Birim Amirleri ve Yöneticiler Düzeyinde Bilinmesi ve Uygulanması

Gereken Tedbirler

- Öncelikle su kesintisine gidilmemesi için tüm alternatifler değerlendirilmeli,

zamanında tedbir alınmalıdır. Yerel yönetimler ve ilgili birim yönetimleri güvenli su

kaynaklarını devreye sokmalıdırlar.

- Normalde kişilerin kullandığı sulardaki serbest klor miktarının 0.5 ppm (mg/L) olması

istenmekle birlikte su kesintilerinin yaşandığı yerlerde ve özelikle sıcaklığın yüksek olduğu

yaz aylarında sudaki serbest klor düzeyi 1 ppm olarak ayarlanmalıdır.

- Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde bireyler su temini için kişisel olarak su

depolamaya çalışacaklardır. Bu durumda sağlık açısından kaynağı bilinmeyen kuyu sularını

kullanmak, yıllardır kullanılmayan su depolarını kullanmak vb. riskli olabilecek bireysel

uygulamalar ortaya çıkabilecektir. Bu tür durumlar için yönetim tarafından tedbir alınmalı;

kişilere su temin edebilecekleri güvenli su kaynağı gösterilmeli veya ulaştırılmalıdır.

- Su kesintilerinden rant sağlamaya çalışan kişilere fırsat verilmemelidir. Özellikle

gecekondu bölgeleri ve sosyoekonomik düzeyi düşük yerleşim alanlarında su tankerleri ile

kaynağı bilinmeyen suları satışlara fırsat verilmemelidir. Bu tür durumlarda satışa sunulan

sular, toplum sağlığıyla doğrudan oynamak anlamına geleceği için belediye ve kolluk

güçlerinin denetimi arttırılmalıdır. Denetimsiz, izinsiz ve ruhsatsız su satışlarının ihbar

edilmesi için halka duyurular yapılmalı, ihbar telefon numaraları basın yayın organları ile sık

sık duyurulmalıdır.

- Su kesintisi durumlarında su depolarının önemi daha da artacaktır. Depoların insan ve

diğer canlılara karşı fiziksel güvenliği sağlanmalı, su depoları yılda en az iki kez temizlenmeli  ve dezenfekte edilmelidir.

- Suyun temin edildiği kaynaktan bağımsız olarak depo suları klorlanmalıdır. İdeal

uygulama suyun depodan çıktığı noktada klorlanmasıdır. Su kesintisi uygulanan dönemlerde

sudaki serbest klor düzenli olarak günde en az iki kez takip edilmelidir.

- Kuyu sularının genel olarak kolayca kirlenebileceği ve arıtma – dezenfeksiyon

uygulanmadan kullanımlarının sağlıklı olmayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenle kuyu

sularının kullanımı ilk tercih olmamalıdır. Derinden, basınçlı olarak gelen ve jeolojik, fiziksel,

kimyasal ve mikrobiyolojik olarak sağlıklı olduğu gösterilmiş olan artezyen kuyuları

dışındaki yer altı suları doğrudan insanların kullanımına sunulmamalıdır. Diğer sular gibi

kuyu sularının da laboratuar analizleri düzenli olarak yaptırılmalıdır. Kuyu suları da diğer

sular gibi kullanımdan önce klorlanmalıdır.

- Su kesintisi sırasında ana boru içindeki basınç sıfıra düşeceğe için daha ince

borulardaki basınç ana borudan daha fazla olur. Bu nedenle su geriye doğru akacaktır. Bu

durum “geri emilim” (Back syphonage) olarak adlandırılır. Örneğin; çamaşır makinesinin

içindeki su, içine hortum atılmış bir havuz veya küvetteki su, şebekeye geri emilebilir.

Şebekeye giren bu su, kanalizasyon sızıntılarını, tehlikeli elementleri, metalleri ve mikropları

içerebilir. Toplu zehirlenme ve salgınlara neden olabilir. Bu nedenle su kesintisinden sonra

yeniden su verirken yüksek düzeyde en az 2 ppm olacak şekilde yüksek düzeyde klorlama

yapılmalı, devamında da 1 ppm den az olmayacak şekilde klorlamaya devam edilmelidir.

- Su kesintileri döneminde özellikle su şebekesine doğrudan bağlı olan ve şebekeden

otomatik olarak su alan sistemler (çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb.) şebekeye atık su

verebilmektedir. Bu nedenle su kesintisi döneminde bu tür cihazların şebekeden su aldıkları

vanalar kapatılmalı veya şebekeyle cihazın irtibatı kesilmelidir.

- Tüm su borularında zaman içerisinde gözle fark edilemeyecek çok küçük delikler

oluşabilmektedir. Bu delikler çok küçük olmakla birlikte borunun çevresindeki kanalizasyon

sızıntılarını, tehlikeli elementleri, metalleri ve mikropları geçirebilecek büyüklüktedir.

Şebekedeki su borularında su bulunmadığı zamanlarda boru içinde negatif basınç oluşarak bu

deliklerden boru içerisine sağlık açısından tehlikeli olabilecek maddelerin geçmesine neden

olabilir. Bu nedenle ilgili teknik personel tarafından birlik/kurum içerisindeki su şebekesi

sistemi düzenli olarak takip ve kontrol edilmeli, özellikle nedeni açıklanamayan su kayıpları

tespit edildiğinde şebekede yenileme çalışmalarının yapılması gerektiği üzerinde durulmalıdır.

- Su kesintilerinde kişiler damacana veya benzeri suları daha çok satın almaya

yöneleceklerinden ve satın alacakları miktar artacağından ucuz fiyatlı sulara veya kontrol

dışındaki su kaynaklarına yönelebilirler. Bu tür durumlarda satışa sunulan sular düzenli olarak kontrol edilmeli, analizleri gerçekleştirilmeli ve kişilerin kontrolsüz ve güvensiz su

kaynaklarına ulaşması engellenmelidir.

Bireyler Tarafından Bilinmesi ve Uygulanması Gereken Tedbirler:

- Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde kişiler tarafından sıklıkla aşırı miktarda su

depolanmakta ve depolanan suların bir kısmı kullanılmadan önce uzun süre beklemektedir.

Uzun süre bekleyen sularda zaman içerisinde mikrop sayısı önemli derecede artacağından

ihtiyaç fazlası su depolamak uygun değildir. Bu durumda sular geldiğinde öncelikle

depolanmış suyu tüketip yeniden taze su depolanmalıdır.

- Yukarda da anlatıldığı gibi su kesintisi sırasında ana boru içindeki basınç sıfıra

düşeceğe için daha ince borulardaki basınç ana borudan daha fazla olur. Bu nedenle su geriye

doğru akacaktır (geri emilim). Toplu zehirlenme ve salgınlara neden olabilen pis sular su

şebekesine girebilir. Bu nedenle su kesintisinden sonra sular yeniden geldiğinde 3-5 dakika ilk gelen su içilmemeli (Ancak boşa akıtıp israf etmemeli ilk gelen suyu tuvalet temizliği vb

işlerde kullanmalıdır)

- Yaptığımız incelemelerde evlerde damacanalardan su almak için kullanılan

pompaların, kullanılmaya başladıktan kısa süre sonra kendilerinin kirletici hale geldiği ve bu

pompalar aracılığı ile alınan suların mikrobiyolojik olarak ileri derecede kirli olduğu tespit

edilmiştir. Bu nedenle bu tür pompalar mutlaka kullanılacaksa düzenli aralıklarda %1’lik

klorlu su içerisinde bekletilmesi ve içerisinden %1’lik klor solüsyonu geçirilmesi

gerekmektedir. Temizleme süresi damacana değiştirme zamanlarında olmalıdır.

%1’lik klor solüsyonu hazırlanması çok kolaydır: 1 bardak çamaşır suyunun üzerine 9

bardak normal su konularak kolayca hazırlanır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta

kullanılan çamaşır suyu herhangi bir katkı maddesi içermemesi ve %10 aktif klor (sodyum

hipoklorit) içermesidir.

- Kişisel olarak kullanmak üzere % 1’lik klor solüsyonu yerine klor tabletleri

(üzerlerinde yazan dozajlama talimatına göre) de kullanılabilir.

- Ev içi küçük depolar (100 – 500 litre vb) su depolamak için uygun değildir. Bu tür

depolar hangi maddeden üretilmiş olursa olsun zamanla iç yüzeylerinde mikroorganizma, alg

ve yosunlar veya bunları içeren tabakalar meydana gelecektir. Büyük çaplı depolar gibi

kolayca temizlenemeyeceklerinden bir süre sonra bu depolar kirlilik kaynağı haline gelecektir.

- Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde boş borularda negatif basınç meydana

gelebilmekte ve borunun çevresindeki kirlilikler suya karışabilmektedir. Bu nedenle özellikle

bu dönemlerde içme amacıyla kullanılacak sular kaynatılarak kullanılmalıdır. Suların

kaynamaya başladıktan sonra ortalama olarak 1 dakika daha ocakta bekletilmesi yeterlidir. Bu

işlem insan için tehlikeli olabilecek mikroorganizmaların hemen hepsinin ölmesine neden

olacaktır.

- Kaynatılmış suyun içerisindeki gazlar uzaklaşacağından tadında bir bozulma meydana

gelir. Kaynamış suların tadındaki burukluğu gidermek için kaynatılan su kaptan kaba

aktarılarak havalandırılmalıdır. Kaynatılmış su doğrudan güneş ışığı görmeyen bir ortamda ve

ağzı kapalı olarak en az 24 saat güvenle kullanılabilir.

- İçme ve kullanma suları doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Güneş ışınları

birçok mikroorganizmanın ölmesine neden olurken, sudaki diğer bir çok mini canlının da

üremesinin artmasına ve suda bazı tehlikeli kimyasalların oluşmasına neden olabilmektedir.

- Suları soğuk ortamda saklamak ve hatta buz haline getirmek mikroorganizmaları

öldürmez, sadece üremelerini engeller. Bu nedenle buzdolabında bekletilen sularda da

hastalık riski olabilir.

- Klor toplumsal olarak kullanılan suların dezenfeksiyonu için bilinen en ideal ve

güvenilir yöntemdir. Ancak bireysel kullanım sırasında dikkatli olunmalı ve mutlaka %1’lik

klor solüsyonu kullanılmalıdır. İçme sularının bir litresine %1’lik klor solüsyonundan 10-12

damla ilave edilmesi genel olarak uygun klor dozuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Sebze ve

meyvelerin yıkanmasında kullanılacak klorlu yıkama suyu için de 1 litre suya 20-25 damla

yeterli olacaktır. Sebze ve meyvelerin genelde 30-35 dakika bu suda bekletilmesi uygun

olacaktır.

- Damacana veya diğer ambalajlanmış suların tamamının güvenli olmayacağı dikkate

alınmalı, su seçimine özen gösterilmelidir.

- Kontrolsüz ve denetimsiz su kaynaklarından su temin edilmemelidir (ruhsatsız su

dağıtım tankerleri, kaynağı bilinmeyen damacana suları, ruhsatsız doğal sular vb.).

- Gazlı içecekler veya meyve suları, suyun yerini tutamaz. Bu nedenle su kesintilerinin

yaşandığı dönemlerde de susuzluğunuzu su ile gidermeye çalışmalısınız. Su dışında bir içecek  tüketilmek istendiğinde sıcak içecekler öncelikli olarak tercih edilmelidir.

http://www.hasuder.org/yayed/Su%20kesintisi%20durumunda%20alnacak%20onlemler.pdf

Bizimkiler Kapanıyor Suud Açılıyor

26 Eylül 2009


GÜNCEL

CÜNEYT ARCAYÜREK

Bizimkiler Kapanıyor Suud Açılıyor

Şaşırtıcı olaylar izleniyor.

Suudi Arabistan görkemli bir törenle en güçlü bilgisayarlara ve bilim adamlarına sahip bir üniversite açıyor.

Şeriatın katı kurallarının uygulandığı bir ülkede öyle bir üniversite ki, kampusta-birlikte-serbestçe dolaşabilecekleri, kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta öğrenim görebilecekleribir üniversite.

Üstelik kız öğrenciler geleneksel Suudi giysisi giymek zorunda değiller. Üstüne üstlük kadınların otomobil kullanmalarının yasak olduğu bir ülkede, kız öğrencilerin araba kullanmaları serbest!

Arap ülkesindeki bu şaşırtıcı gelişmenin devrim niteliğindeolduğu ve yakın bir gelecekte üniversitedeki uygulamaların dışarıyataşması olasılığından söz ediliyor.

Katı İslami kurallarla yönetilen ülkedeki açılış törenine Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen Çankaya’daki AKP’li ile ağabeyi”, yukarı çıkmasına Nihayet Köşkte dindar bir cumhurbaşkanı göreceğizdiye tam gaz destek verdiği yazılıp söylenen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da katıldı…

Tezada bakınız:

Suudi Arabistan gibi krallıkla yönetilen ülkede, bir üniversitede de olsa kadınlara çağdaş özgürlükleri kullanma olanağı tanınır, kimi yasakları kaldırma yolu açılırken…

Kadınlara toplum içinde erkeğe eşit haklar tanımakla övünen demokrasiyle yönetilen laik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’ni…

…cumhurbaşkanı ile hükümetinin başbakan yardımcısı…

…türbanlı, baştan aşağı kapanmış eşleriyle temsil ediyorlar.

***

Suudi Arabistan’da sergilenen halimize ağlayalım mı, gülelim mi?

Ama hâlâ laikliği çerçeveleyip dolaba kaldırmaya çalışanların var olduğu ülkemizde, bu manzaralar sindirilebiliniyor.

AKP’ye hazırladığı anayasa tasarısıyla ünlenen Ergun Özbudun adındaki profesör; Türkiye’de dayatmacı laiklikolduğunu söylüyor ve… AKP’yi pasif laiklikizlediği için övüyor.

Laikliğin içini boşaltan bir iktidar ve Özbudun’lar dünyasında, Suud açılırken kapanan Türkiye’yi eleştirmek kimin haddine?

Başta Müslümanlık cinneti geçiren, bir yazarı küçük bir kıza edep dışı davranışlardan hüküm giyen dinci varakpare Vakit gibi gazete ve gazeteler…

…Çankaya’daki AKP’li ile ağabeyi Arınç’ın, kapalı eşleriyle Suudi’lere ders verdiğini yazar, savunursa elbette şaşırmayacaksınız.

***

Burası Türkiye; şaşırtıcı olayların ardı arkası kesilir mi?

Dün Güncel’de Başbakan Beyefendi’nin açılımı Kürt sorunundan çıkararak Ermenistan’la ilişkilere, Alevilerin çalıştayına kadar birçok sorunu içeren bir girişim olarak tanımlamaya başladığına değindik.

New York sokaklarında yürürken gazetecilere yaptığı açıklamada doğruladı:

“…Demokratik açılım deyince sadece Güneydoğu Bölgesi değil, ülkemizin tüm insanlarının sorunlarına hitap ediyoruz

Bununla ekonomik, dış politika, Alevi vatandaşlarımızın, ne olursa olsun tüm halkımızın sorunlarını bu ülkenin adına sonlandırmaya gayret ediyoruz…” dedi.

Deniz Baykal eğer lütfedip görüşme teklifini kabul ederse”… kendisine bu konuda (herhalde demokratik açılıma dahil ettiği son konularda) her şeyiaçık yüreklilikle anlatacağını da söylüyor.

Açılım dosyası giderek kabarıyor.

Baykal açılımın aldığı bu yeni biçime ne der bilemeyiz ama… bize kalırsa:

RTE öyle genişletiyor ki açılımı: Hemen her geçen gün biraz daha sulandırıyor!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu http://erdem43.blogcu.com/bizimkiler-kapaniyor-suud-aciliyor-cuneyt-arcayurek_51861961.htmlin

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

Ölümsüz Denizanası

22 Eylül 2009

Evet evet başlığı yanlış okumadınız

Turritopsis nutricula

Resim Küçültüldü. Resmin Orjinalini Görmek İçin Tıklayınız. Orjinal Dosya 975×675 pikseldir

Bu denizanası sadece 5 mm boyutunda ama yapılan araştırmalar onun ölümsüz olduğunu ortaya çıkardı.
Eğer dışarıdan bir etki olmazsa (yani bi başka canlı gelip yemezse) bu canlı ölmüyor.

Yetişkinlik döneminin sonuna geldiğinde artık üreyemeyecek yaşlılığa ulaştığında genetik olarak bir değişim geçiriyor hücreleri kendini yeniliyor ve ergenlik dönemi öncesine geri dönüyor.

E elbette bilimadamları bu değişimi nasıl yaptığını hücrelerin kendini nasıl gençleştirdiğini bulmaya çalışıyorlar

Belli mi olur bir gün belki de bulurlar ha… ne dersiniz

KaRaaNKa isimli Üye şimdilik offline konumundadırhttp://www.forumgercek.com/showthread.php?t=44772 Alıntı ile Cevapla

Ekmek Tüketimi

17 Eylül 2009
Sağlık Bakanlığı, tam buğday unundan yapılmış ekmek tüketiminin insan sağlığı için büyük önemi olduğunu bildirdi.
Türkiye’de en çok tüketilen ekmeğin sağlık açısından çok önemli olduğunu belirten Sağlık Bakanlığı, günlük enerjinin yüzde 44’ünün ekmekten sağlandığını açıkladı. Kişi başına günde 400 450 gram ekmek tüketilen Türkiye’de ekmeğin tüm besleyici özelliklerinden faydalanılması gerektiğini kaydeden Sağlık Bakanlığı, bu konuda bazı uyarıcı açıklamalarda bulundu. Bakanlığa ait internet sitesi aracılığıyla yapılan açıklamada, ekmeğin besin öğeleri içeriğinin buğdayın saflaştırılma durumuna göre değişkenlik

gösterdiği, besleyici değeri oldukça yüksek olan buğdayın öğütülme sırasında kepek ve öz kısmının ayrılmasının birçok besin öğesinde önemli kayıplara neden olduğu kaydedildi.

Özellikle düşük randımanlı unlardan yapılan ekmeklerde bu oranın daha da arttığını ifade eden Bakanlık açıklamasında, yapılan çalışmalarda tam buğday unu kullanılan ekmeğin kalsiyum içeriğinde yüzde117, çinkoda yüzde100, demirde yüzde 300, magnezyumda yüzde115, B1’de yüzde 45 55 ve B2’de yüzde100, B6’da yüzde110 195 ve niasinde yüzde 45 55 oranında artış gözlendiğinin belirlendiğini bildirdi.

Ekmeğin düşük randımanlı unlardan yapılmasının birçok beslenme ve sağlık sorununa zemin oluşturduğunu kaydeden Sağlık Bakanlığı açıklamasında, “Bu, özellikle vitamin ve mineral yetersizliğinin daha sık görüldüğü ve ekmek tüketiminin fazla olduğu sosyoekonomik gruplarda daha da önemlidir. Bunun yanında tarımsal üretimimizin ana maddesi buğdaydır ve tarımsal topraklarımızın büyük bölümünde buğday üretimi yapılmaktadır. Ülkelerin tarım ekonomilerinde stratejik önemi olduğu göz önünde tutulduğunda buğdayın

en ekonomik şekilde kullanılması gerektiği göz önünde tutulmalıdır” denildi.

Açıklamada tam buğday unundan yapılan ekmeğin sağlık açısından faydalarını da sıralayan Sağlık Bakanlığı açıklamasında şunlar ifade edildi:

“Tam buğday unundan yapılan ekmeğin; içerdiği biyoaktif bileşenler nedeni ile besleyici değeri daha yüksektir.

Bazı B grubu vitaminler, mineraller ve posa için iyi bir kaynaktır. Barsak fonksiyonlarının düzenlenmesinde, kan lipitlerinin kontrolünde, diyabette kan şekerinin kontrolünde önemli katkılar sağlamaktadır.

Daha az enerji verirken daha fazla tokluk sağlarlar, böylece günlük alınan enerji miktarını ve obezite oluşma riskini azaltırlar.

Bazı kanser türleri, kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların riskini azaltmaya yardımcıdır.

Lif içeriklerinden dolayı kan şekeri dalgalanmalarını ve insülin düzeylerindeki yükselmeyi önleyerek, açlık duygusunun azalmasında etkili olabilmektedir.

Ayrıca tam tahıl ürünleriyle alınan magnezyum glikoz kullanımını olumlu yönde etkilemekte, bunlarda bulunan E vitamini ve diğer antioksidanlar metabolik sendromun önlenmesine katkıda bulunmaktadırlar.

Tüm bu nedenler ve sağlık yararları göz önünde tutulduğunda alışveriş yaparken tam tahıl ürünlerinin tercih edilmesi ve tam tahıl ürünlerinin her gün hatta her öğün de tüketilmesi ve tam buğday unundan yapılmış olan ekmeklerin tüketilmesi önerilmektedir.”

ODTÜ’de kök hücreden yapay kemik

11 Eylül 2009
ODTÜ’lü biyomateryal araştırmacıları, zarar görmüş kemik ve kıkırdak dokuların kök hücre ile tedavi edilmesine imkan tanıyan Avrupa Birliği (AB) destekli projelerinde önemli ilerleme kaydettiler.

Yeni yöntemde, zarar görmüş kemik ve kıkırdak dokuların hemen yanındaki sağlıklı dokulardan alınan kök hücreler laboratuvar ortamında çoğaltılarak dokuya naklediliyor. Kadavra ya da deniz kabuklularının kullanıldığı tedavilerdeki hijyen risklerini yok edeceği belirtilen yöntemde, tedavinin kök hücre kaynaklı olması nedeniyle vücudun bu yapıları reddetmesi mümkün görünmüyor.

AA muhabirine bilgi veren ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vasıf Hasırcı, AB 6. Çerçeve Programı kapsamında 3 yıl önce başlatılan ”EXPERTISSUES-Kemik ve Kıkırdak Doku Mühendisliği Mükemmeliyet Merkezleri Ağı” Projesi ile ikinci nesil biyomimetik doku mühendisliği iskeleleri kullanarak laboratuvarda kemik ve kıkırdak üretiminde yeni yaklaşımlar oluşturmanın hedeflendiğini söyledi.

Projede AB’ye üye 13 ülkeden 20 araştırmacının yer aldığını, projenin 7.3 milyon avro bütçesinin olduğunu belirten Hasırcı, proje ile kemik ve kıkırdak doku mühendisliği konusunda Avrupa’daki araştırmaların dağınıklığını önlemek, Avrupa’nın diğer önder araştırma merkezlerini ve buna paralel çalışan endüstriyel kurumları bir multi-disipliner konsorsiyum içinde bir araya getirmenin amaçlandığını kaydetti.

Projede özellikle ABD ve Japonya’yla yarışabilmek için biyoteknoloji alanında çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Hasırcı, projede alınan sonuçlarla Avrupa’da ve dünyada insan yaşam kalitesini yükseltmede önemli aşamalar kaydedileceğini söyledi.

Projenin yürütücüsünün Portekiz’den olduğunu bildiren Hasırcı, ”Bu projede yer almamız kemik ve kıkırdak doku mühendisliği konusunda Avrupa’daki 20 mükemmeliyet merkezinden biri olduğumuzu gösteriyor. Projenin ODTÜ’lü ortakları olarak epey yol aldık” dedi.

Proje kapsamında, hedef dokular olan kemik ve kıkırdağın doku mühendisliğine yönelik yeni iskele biçim ve malzemelerini, yeni büyüme faktörlerini, yeni kontrollü salım sistemlerini ve yeni hayvan deney modellerinin geliştirilmesinin öngörüldüğünü anlatan Hasırcı, çalışmaları sonunda sanayide de kullanılabilecek en uygun özelliklere sahip yapay kıkırdak ve kemik dokuların elde edilmesi için önemli aşamalar katettiklerini bildirdi.

-”KADAVRADAN KEMİK ALIMINA SON”-

Vücuttaki eksik ya da zarar görmüş bir dokunun tedavisinde hastalık nedeniyle oluşan boşluğu doldurmak için ”bir kadavradan kemik transferi” gibi çözümlerin kullanıldığını anlatan Hasırcı, çalışmalarının getirdiği yeniliklerle ilgili şu bilgileri verdi:

”Kadavradan kemik alınması sevimsiz, kısıtlı ve hijyenik sorunları olan bir konu. Kemikteki eksikliklerin doldurulması için bir başka çözüm ise deniz kabuklularından gelen minerallerin kullanılması. Bu uygulamada da yine hijyenik koşulların yarattığı risk ve vücudun bu yapıları reddetmesi sorunu bulunuyor. Uygulamalardaki bu sorunların önüne geçilmesi için laboratuvarda üretilmiş sentetik ya da doğal polimerleri kullanıyoruz. Çalışmada özel tür mikroplar tarafından üretilen polimer türlerini hücrelerin çoğalmasına uygun çok gözenekli bir konuma getiriyoruz. Hastaya uygulanacağı zaman zarar görmüş dokunun hemen yanındaki sağlıklı dokudan bir parçanın alınması, bunun laboratuvarda çoğaltması ve bu parçaların hazırladığımız yapılara aktarılması gerekiyor. Biz şu anda bu aşamaya hayvan hücreleriyle yapıyoruz. Projenin bundan sonraki aşamasında ise bu yolla elde edilen dokuların hastaya geri döndürülmesini hedefliyoruz.”

-”VÜCUT REDDETMİYOR, TAŞIYICI ÇIKARILMIYOR”-

Tedavide hastanın kendi dokusunun kullanılmasının pek çok avantajının bulunduğunu ifade eden Hasırcı, şunları kaydetti:

”Bu yaklaşımın önemli bir avantajı, insanın kendi hücresi kullanıldığı ve temelde kök hücre kaynaklı olabildiği için vücudun bu yapıları reddetmesi pek mümkün olmuyor. Yabancı madde olarak kullandığımız taşıyıcı, yani polimer vücutta eridiğinden bir daha çıkarılması gerekmiyor. Ayrıca, hastada bazı damar oluşumlarına destek verildiği için iyileşme süreci de kısalıyor.”

Yurt dışında kıkırdak üretimi için çeşitli çalışmaların ve uygulamaların yapıldığını, Türkiye’de de araştırma gruplarının bu yönde projeler ürettiğini anlatan Hasırcı, şöyle devam etti:

”Şu andaki çalışmalarda, bu taşıyıcı malzemeler ithal ediliyor. Hücreler ise normal çoğaltma yöntemiyle üretilerek sağlanıyor. Bizim çalışmalarımızda ise aşamaların tümünü kendimiz üretebiliyor ve bu nedenle de kontrol edebiliyoruz. Onun dışında da bunları başka şekillere sokarak süreci kısaltıyoruz ve daha uygun malzemeler elde ediyoruz. Kıkırdak ve kemik dokuları aynı malzemeyle yapılamaz. Biz, her birine özgü özellikler taşıyan farklı taşıyıcıları üretebiliyoruz. Uzmanlığımız bu yönde. Kemik ve kıkırdak dışında kalp, sinir, damar, yapay deri ve kornea üzerinde de çalışıyoruz.”

-”ÜRÜN İÇİN HER ŞEY HAZIR”-

Projelerinde BIOMAT grubu olarak 3 patent, 200′den fazla uluslararası bilimsel makale ve 4 kitap yayınladıklarını anlatan Hasırcı, gruptaki araştırmacıların dünyanın en bilinen biyomateryal dergilerinde 5 editörler kurulu üyeliğine ve ayrıca Avrupa Nanotıp Teknoloji Platformu üyeliğine seçildiklerini kaydetti.

Projenin Türk araştırmacıları olarak önemli aşamalar kaydettiklerini ifade eden Prof. Dr. Vasıf Hasırcı, ”Biz şu anda hemen bu çalışmaları uygulamalara dökebiliriz. Ancak çalışmada bir şirketleşme sürecinin yaşanması gerekiyor. Bunun ürün haline getirilmesi için her şey hazır. Kemik ve kıkırdak dışında menüsküs hastalığının tedavisi gibi bir çalışma da istenirse bunun üzerinde de çalışabiliriz, başka bir doku istenirse onu da yapmamız mümkün” diye konuştu

54321

http://www.malatyasaglik.gov.tr/eski/haber_detay.asp?haberID=124

OpenDNS nedir, nasıl kullanılır, neden kullanılmalıdır?

7 Eylül 2009

Öncelikle müjdeyi vereyim ki sistemin önemi anlaşılsın: OpenDNS, muhteşem (!) adli sistemimizin erişimine engel koyduğu sitelere (Şu anki en önemlileri: WordPress ve YouTube) hız kaybı olmaksızın ve en fazla 1 buçuk dakikalık bir işlemle ulaşmanızı sağlar.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.